Aden Mavera ile

Gece YarısıVardiyası

← Umut Apartmanı

Bölüm 3 | Ayla

Bu lanetin ilk zamanlarında rüyalarımda gelecek ile ilgili küçük ve önemsiz kesitler görmeye devam ediyordum fakat kendimi bunların hiçbir önemi olmadığına inandırmış olduğumdan artık gerçekten yaşandılar mı diye kontrol etmeyi bile bırakmıştım.

Bir gece gördüğüm rüya ile tüm hayatım allak bullak oldu.

Rüyamda akşamüzeri her zaman ders çalıştığım kütüphaneden eve dönüyordum. Çoğu zaman olduğu gibi birinin beni takip ettiği hissine kapıldım ama artık delice duygularımı görmezden gelmeye karar verdiğimden buna aldırış etmeden yürümeye devam ettim. Bu düşünceyi kafamdan atmak için sarf ettiğim tüm çabalarıma rağmen kalbim göğsümden dışarı fırlayacakmışçasına sert bir şekilde çarpıyor ve nefes almak benim için giderek daha da zorlaşıyordu. Her şeyin yolunda olduğundan emin olmak için arkama bakma ihtiyacına karşı koyamadım.

Arkamı döner dönmez, taktığı büyük kapüşon yüzünden kim olduğunu tam olarak seçemediğim biri hızlı bir hareketle ağzımı kapatıp beni yanımızda park eden siyah arabanın içerisine çekti. Arka koltukta üzerime çıkıp ellerini boğazıma sardı ve tüm gücüyle sıkmaya başladı. Tırnaklarımı, boğazımı sıkan ellerine geçirerek onu kendimden uzaklaştırmaya çalışıyordum fakat çabalarım nafileydi. Yavaşça gücümü kaybedip yeniden o bazen hissettiğim sahte huzurun bedenimi kaplayışını hatırlıyorum. Bir de gözlerim kapanırken, beni öldüren bu kişinin pantolonuna iliştirmiş olduğu bıçağı fark edişimi ve ona ulaşmak için ne kadar geç kaldığımı.

Gecenin ortasında kan ter içinde uyandım. Bu rüyanın her zaman gördüğüm aptalca kabuslardan biri mi yoksa bir nevi gelecek habercisi mi olduğundan emin değildim. Bildiğim tek şey, ertesi gün kütüphaneye gitmeyecek olduğumdu. Ve sonraki gün. Muhtemelen ondan sonraki gün de…

Günlerdir kütüphaneye gitmediğim için annem sürekli şikâyet etmeye başlamıştı. "Ah kızım, yine mi motivasyonunu kaybettin. Ne güzel çalışıyordun kütüphanede şimdi tüm gün evde oturuyorsun."

Anlatamazdım. Nasıl hissettiğimi anlaması veya söylediklerime inanması mümkün değildi.

Annem tüm gün boyunca evde televizyon izleyip tembellik yaptığımı düşünüyordu fakat gördüğüm rüya aklımdan bir saniye olsun çıkmıyordu. Onu unutmamak için hatırlayabildiğim her detayını bir deftere yazmıştım.

Yazdıklarımı defalarca kez okuyup gerçekten kendi ölümümü görmüş olup olamayacağımı sorguluyordum. Bir yanım tüm benliğimle bunun bir uyarı olduğuna inanıyordu. Belki de ilahi bir mesaj. Diğer yanımsa "Deliriyorsun, Ayla," diyordu.

Sürekli "Saçmalama, Ayla," diyordum kendime. "Hiç kimse geleceği bilemez."

Bu apartmana geldiğim ilk gün tuhaf bir varlığın bedenimde dolaştığını hissetmiştim. Burası lanetli bir yerdi fakat benden başka hiç kimse bunun farkında değil gibiydi. Buraya adım attığım ilk günden beri, nereye gidersem gideyim bir saniye için bile yalnız olduğumu hissetmedim. Sıcak veya soğuk hissi gibi göremediğin ama varlığını tüm bedeninde iliklerine kadar hissedebildiğin tarifi güç bir şey bu.

Annem boş oturmamdan rahatsız olmuş olacak ki en sonunda beni bağıra çağıra, zorla evden atıp markete mutfak alışverişi yapmaya gönderdi. Bir süre gitmemek için direndiysem de sonunda evden çıkmak zorunda kaldım. Sokakta attığım her adımda etrafımı kontrol etme ihtiyacı hissediyordum. Sanki katilim sürekli beni izliyor ve bana saldırmak için uygun anı bekliyordu. Annemin hazırladığı listede bulunanları hızlıca alıp koşar adımlarla eve doğru ilerledim.

Apartmanımızın bulunduğu sokağa geldiğime biraz olsun rahatlamıştım. Gördüğüm şeyin belki de aptalca bir kabus olduğunu ve paranoya yaptığımı düşünmeye başladım.

Apartmanın sokağında karşıdan karşıya geçerken rüyamda gördüğüm siyah arabanın tam önümde park etmiş olduğunu fark ettim. Bu şehirde bin tane siyah araba var. Deliriyorsun. Her şey yolunda. Kendi kendimi rahatlatmaya çalışırken adımlarımı hızlandırarak apartmana doğru yürümeye başladım.

Yardım istemeye ya da çığlık atmaya zaman bulamadan bir el ağzımı kapatıp beni arabanın içerisine çekti. Büyük kapüşonu ile karşımda duran bu korkunç adam ellerini hiç tereddüt etmeden boğazıma doladı. Yeşil gözlerinin etrafı günlerdir uyumamış gibi kopkoyu görünüyordu. Onu tanımıyordum. Neden beni seçtiğini anlayamamıştım ama beni öldürene kadar durmayacağını biliyordum.

Neyse ki bu sefer pantolonuna iliştirdiği bıçağın varlığından haberdardım. Hızlı bir hareketle bıçağı pantolonundan çıkarıp göğsüne sapladım. Acı bir çığlık atıp başıma sert bir yumruk indirdi. Bundan sonrasında ne yaşandığını bugün hâlâ bilmiyorum. Hatırlayabildiğim tek şey gözlerimi hastanede açtığım.

← Önceki bölümSonraki bölüm →